EV KIZIYIM YALNIZ EVDE YAŞAN ÇIKMAYAN BİRİYİMDİR YAKINDA İŞİME BAŞLAMAK ÜZERE HABER BEKLİYORUZ İŞYERİNDEN HAYIRLISI NE DİYELİM...KENDİ HALİMDE YAŞIYORUM SORUSU OLANIN KARŞISINDAYIM...BUYURSUN...
Bakma ürkek ala ceylan gibi hiç gözlerime, Aşıkların el ele kol kola gezmelerine, Bakma sevda şarkılarının sahte sözlerine, Bir nisan yağmurudur aşk gelip geçen hüzünle.
Bakma sevgilinin yatmaları hoş dizlerine, Çoğu ki yalan yazmasa da pişkin yüzlerine, Bakma ayrılanın matem dolan kem gözlerine, Bir günün ömrüdür aşk yarında mutlak biriyle.
Bakma sözlerinin her biriyse dolu yeminle, Madem ki en has sevdaların sonu var günüyle, Bakma şairlerin mısraları yalan özüyle, Bir noktanın aslıdır aşk her cümlesi hazinle.
Bakma sevdalar galeyan gökkuşağı renginde, Ne varsa yalan hep hangi sevda aynı, dünüyle, Bakma alımlı aşkı mümbit yalan yok sözümde, Bir soluktur aşk bir alımlık süren yok ömürle.
Bakma, damarında kanın fışkırması deminde, Layığı yok aşkın, bir çoğun astarı teninde, Bakma, Mecnuna, Ferhat’a, has aşk onlar gibinde, Bir çöl sıcağıdır aşk, her sevenin sırf gönlünde.
Bakma ala ceylan gibi gözlerimin içine, Yalanım yok sevende bakın dur gözler üstüne, Bakma yalnız dönek dünya başka yok yeryüzünde, Bir döngüdür aşk kimde değil her nerde gördümse
Yüreğini; Göz yaşlarımla nakşettim yüreğime bir bir… Göz yaşlarımda saklı yüreğin… Her ağlayışımda,her gülüşümde acıyor yüreğim Her aynaya baktığımda kanıyor gözlerim..! Acımadan,utanmadan gidiyorsun… Hiçe sayarak gözlerimin ağlayacağını Bilerek gidiyorsun..Acı vermek için !
Yüreğin,göz yaşlarına gömüldü… Göz yaşlarımla boğdum sevgini,gidişini…Ağlayarak ! Ellerini ellerime,yüreğini yüreğime,tenini tenime nakşettim Gitsen de,vursan da,ölsen de yaşayacaksın bende ! Saklamıştım seni yüreğimin bir köşesinde… Unuttum,attım seni yüreğimden dediğime bakma..! Göz yaşlarımda,yüreğimin en iç yanında saklıydın ! Bilmiyordun… Acımadan vurmuştun damganı… Vefasız demiştin,unuttun demiştin…! Yüreğin,bedenin,tenin,kokun;göz yaşlarıma gömüldü ! Bir bir işledim içimin en iç yanına seni….
yalnızlık büktü belimi artk.... neredesin dön gel sevdiğim... menekşelerim pencere önünde solgun ve ömrüm bir gelincik kadar bitkin. uzayan gecelerde ışıksızım, koralevler içinde üşüyorum.. gökyüzüne miras bırakıp hasretimi, bir hilalin parlaklığına astım umutlarımı ve şimdi yalnızım.... yalnızlık, hani krizin kalbi sıkıştırması gibi, gözlerin dolupta yaşlarını sonsuzluklara bırakamaması gibi hazin ve öldürücü. bir nefeslik sevdalara hasret kalmak ve yıldızlara derdini anlatamamak. şimdi bir kardelen gibi hissediyorum kendimi, yanlış mevsimde açan beşinci baharın çiçeği gibi. ucuz hayatlardan arınmış, yalnızlığın çehresinde açan bir tebessüm gibi. hani özlemek, hasret duymak yalnızlığın bir geleneği belki, ama hiçbir yalnızlık değildir sevenin hakkı. bir hamalın sırtındaki yük kadar ağır yalnızlık ve bir beğeğin gözyaşları gibi çaresiz. neden anlatıyorsun diye sorma bana sevgili. sen bilemezsin ne denli ağırr olur yalnızlık. eğer sen başlı başına bir yalnızlıksan.... Benim en anlamlı yalnızlığımsın...
Akacak gözyaşların içindeki acıyla birlikte. Geçmişte seni yaralayan ne varsa hepsi bir bir çıkacak yüreğinden. Gözyaşların temizleyecek yarım aşklardan kalan tortuları. Yüreğindeki yaraları iyileştirecek. Hıçkıra hıçkıra ağlarken sadece dokunacağım sana, saçlarını okşayıp daha da fazla ağlamanı sağlayacağım. Bir daha ağlamaman için... Güldüğün yerde olacağım ben. Gülümsemeyle birlikte yüzüne yayılan aydınlığa tanık olmak için. Seninle birlikte gülmek için. Kahkahalarının odanın duvarlarını çınlattığı anda "Yetmez"diyeceğim sana, "Daha fazla gül, daha fazla çınlat duvarları..." Gülüşünün içimde yarattığı coşkuyu duyumsamak istiyorum. Seni nasıl güzelleştirdiğini görmek istiyorum. Özlediğin yerde olacağım ben. Özlemini dindirmek için. Bana dolu dolu sarılman için.
ÖZLÜYORSAN AŞIKSINDIR,
Bu ne güzel bir gerçek. Ben yanımdayken bile özlüyorum seni. "Olur mu öyle şey?" deme, oluyor işte. Aşkı bu kadar derin hissederken
özlememek mümkün değil. Doyamıyorum sana anlıyor musun ? Benim özlediğim kadar sen de beni özle istiyorum. Her neredeysen orada olacağım ben. Sensiz olmak istemiyorum çünkü. Bir tek günümü bile sensiz geçirmek istemiyorum. Hep benimle olmalısın, ne yaşayacaksan hep benimle yaşamalısın. Biz bu yola birlikte çıktıysak eğer, sonuna kadar da birlikte yürümeliyiz. El ele ve yürek yüreğe... Bizi birbirimize bağlayan şey Aşk. Aşkı herşeyiyle yaşamalıyız. Şimdi diyorum ki sana, bir hayatı paylaşmak, bir aşka ortak olmak istiyorsan çağır beni yanına. Hiç çekinme çağır. Kaygılarından sıyrıl, aşkın klasik oyunlarından vazgeç. Bize göre değil bunlar. Utanma duygularından, isteklerinden. De ki; "Aşığım..." De ki; "İstiyorum..."
Akacak gözyaşların içindeki acıyla birlikte. Geçmişte seni yaralayan ne varsa hepsi bir bir çıkacak yüreğinden. Gözyaşların temizleyecek yarım aşklardan kalan tortuları. Yüreğindeki yaraları iyileştirecek. Hıçkıra hıçkıra ağlarken sadece dokunacağım sana, saçlarını okşayıp daha da fazla ağlamanı sağlayacağım. Bir daha ağlamaman için... Güldüğün yerde olacağım ben. Gülümsemeyle birlikte yüzüne yayılan aydınlığa tanık olmak için. Seninle birlikte gülmek için. Kahkahalarının odanın duvarlarını çınlattığı anda "Yetmez"diyeceğim sana, "Daha fazla gül, daha fazla çınlat duvarları..." Gülüşünün içimde yarattığı coşkuyu duyumsamak istiyorum. Seni nasıl güzelleştirdiğini görmek istiyorum. Özlediğin yerde olacağım ben. Özlemini dindirmek için. Bana dolu dolu sarılman için.
ÖZLÜYORSAN AŞIKSINDIR,
Bu ne güzel bir gerçek. Ben yanımdayken bile özlüyorum seni. "Olur mu öyle şey?" deme, oluyor işte. Aşkı bu kadar derin hissederken
özlememek mümkün değil. Doyamıyorum sana anlıyor musun ? Benim özlediğim kadar sen de beni özle istiyorum. Her neredeysen orada olacağım ben. Sensiz olmak istemiyorum çünkü. Bir tek günümü bile sensiz geçirmek istemiyorum. Hep benimle olmalısın, ne yaşayacaksan hep benimle yaşamalısın. Biz bu yola birlikte çıktıysak eğer, sonuna kadar da birlikte yürümeliyiz. El ele ve yürek yüreğe... Bizi birbirimize bağlayan şey Aşk. Aşkı herşeyiyle yaşamalıyız. Şimdi diyorum ki sana, bir hayatı paylaşmak, bir aşka ortak olmak istiyorsan çağır beni yanına. Hiç çekinme çağır. Kaygılarından sıyrıl, aşkın klasik oyunlarından vazgeç. Bize göre değil bunlar. Utanma duygularından, isteklerinden. De ki; "Aşığım..." De ki; "İstiyorum..."
Gözlerinin hasretinde yüregim bosluklarda sesini arıyor...Yankılansa sesin odama ve gözlerin geceme yıldız misali düşse yeter bana..Baska bir sey istemiyorum....Bir tek gülüsün tüm acılarıma iyi gelecek kadar güzel..Ve seninle yasayacagımız güzel günler tüm hayatıma bedel..Bos duvarlara ismini söylüyorum ve seni yıldızlara soruyorum acaba neler yaptı diye...Vurulmusum sana ,gözlerine yanıyorum bir alev topu giibi..Hasretin sanki volkan gibi kösebaslarinda patlıyor..Sensiz düsüncelere dalsam her fikrim kör kursunlara ispat ediyor...Gözlerinden mahrum gecelerim katrana boyanıyor ...Ucurtmalarimi senden haber alır mi diye omuzlarımdan kaldırdım..Yüregimi göcmen kuslarla sana yolladim..Bos gelmeyeceklerdi biliyorum...Yüregini ve gözlerini bırakacaklardı avuclarıma...
Acıların yarınlarda müjde kokan ciceklerdi..Düsünsene karların altındaki citlenbikleri...Aylarca toprakla kar arasında kalırlar..Ama içlerinde hicbir zaman umutsuzluguna yenilmezler.Yaprakları hazani andırsa da icindeki umutlarını sererler dudaklarına..Bahar oldu mu nazlı bir gelin gibi günesin koynuna girerler.. Tüm umutlarını günesle sevda kokan yüreklere sererler...Aynı o misal sende hicbirseye yenilmeyeceksin..Yarınlarını bahar addedip icindeki sevgi yapraklarını yüregime sunacaksin..Her yapragıda ölümüne sevdanin naif durusunu, yalnızlıga karsi dik baslılıgını ve acılara karsı metanetini görecegim..Gördükce sımsıkı saracagım seni..Bırakmayacagim seni acıların kollarına ...Bu kadar kolay pes etmeyecektik fani yaralarımıza...İyilesmesi yılları sürecek acılarına ben her gün nefesimle merhem olacagim..Yavas yavas iyileseceksin...her güneste sana umutları bırakacagim ve gözlerin dünden daha iyi parlıyorsa o zaman daha cok saracagim iyilesmen icin...Tüm acılarina ben kefilim..Yeter ki sen mutluluklara gülümse...
Yüreğimden geçen iki kelime sana söylemek isteyip de söyleyemediğim bazı şeyler var içimde. konuşmak isteyipde konuşamadığım bazı kelimelerim.. sevgi ne çok sorumluluk getiriyor ardından.. güzel şey sevmek sevilmek.. peki ya hiç düşündüğün oldu mu ne kadar değerini biliyosun sevdanın. veya sevdiğinin.. “bugün sevdiğim için şunları yaptım yüreğim sağol” diyebiliyomusun.. her geçen gün kıymetini daha iyi anlayabiliyomusun? sevdiğin için ağlayabiliyomusun o mutluluktan tat alabiliyomusun? ben sevdiğim için mutluyum. mutluluğumu paylaşabildiğim için kendimle yüzleşebildiğim için gururluyum.. tek istediğim ne biliyomusun şu hayattan? tek istediğim sevdiğim kadar sevilmek sevdiğim kadın tarafından mutluluk yaşamak.. saygı görmek özlenmek değer verilmek tek bir nefes olmak.. bugün ilişkime dönüp baktığımda asla pişman olmamak.. “iyiki varsın sevgilim” diyebilmek.. ona o mutluluk hissini yaşatmak.. acıları da var tabiki herşeyde olduğu gibi hayatta.. ve bu acıları “ver elini bana” demek umuduyla yaşamak.. iki bedende tek can olmak sevmek diğer anlamıyla.. ben seni seviyorum aşkım..
Yüreğimden geçen iki kelime sana söylemek isteyip de söyleyemediğim bazı şeyler var içimde. konuşmak isteyipde konuşamadığım bazı kelimelerim.. sevgi ne çok sorumluluk getiriyor ardından.. güzel şey sevmek sevilmek.. peki ya hiç düşündüğün oldu mu ne kadar değerini biliyosun sevdanın. veya sevdiğinin..
“bugün sevdiğim için şunları yaptım yüreğim sağol” diyebiliyomusun.. her geçen gün kıymetini daha iyi anlayabiliyomusun? sevdiğin için ağlayabiliyomusun o mutluluktan tat alabiliyomusun? ben sevdiğim için mutluyum. mutluluğumu paylaşabildiğim için
kendimle yüzleşebildiğim için gururluyum.. tek istediğim ne biliyomusun şu hayattan? tek istediğim sevdiğim kadar sevilmek sevdiğim kadın tarafından mutluluk yaşamak.. saygı görmek özlenmek değer verilmek tek bir nefes olmak..
bugün ilişkime dönüp baktığımda asla pişman olmamak.. “iyiki varsın sevgilim” diyebilmek.. ona o mutluluk hissini yaşatmak.. acıları da var tabiki herşeyde olduğu gibi hayatta.. ve bu acıları “ver elini bana” demek umuduyla yaşamak.. iki bedende tek can olmak sevmek diğer anlamıyla.. ben seni seviyorum aşkım..
sevdiğime de pişman değilim. ilgi istiyorum ya senden biraz daha fazla sıkılıyosun sen her seferinde böyle şeylerden ama bunları yaşamak umuduyla sevdim seni.. varolma sebebim sen ol diye özlüyorum seni.. sende her sesimi duyamayışında özle beni.. aynı canda sev beni.. hayatında varolmayışımı düşünerek o korkuyla yaşa beni..
inan insanın sevdasını kaybetmesi kadar kötü bişey yok hayatta.. dünyası kararır ya insanın işte kararmasın dünyamız.. hayatındaki tek can ben olayım senin için.. seninde varolma sebebin ben olayım.. aklının bir köşesinde mutlaka ben olayım. hiç çıkamayacak derin bir yerinde.. yüreğinin içinde ruhunun gittiği her yerde.. çok şey gibi gözüksede değil aslında
senden sadece yüreğini istiyorum bana ait olacak tek şeyi manevi yönünü istiyorum senden.. bugün senden bişey daha isticem.. bugün ikimiz için bir şey yaparmısın? gönlünden ne geçerse dilediğin bir şeyi benim için yaparmısın? “bugün yüreğimden seni geçirdim hayatım” demen bile kafi benim için.. diyorum ya manevi halini istiyorum ben.. yüreğindeki çocuğu istiyorum..
ben bugün senin için ikimiz için bir şey yaptım sana yüreğimden geçen iki kelimeyi yazdım.. ne üzmek nede üzülmek istiyorum.. sadece mutluluğumuzu paylaşmak istiyorum.. iyi ki tanıdım seni iki gözüm seni çok seviyorum herşeye ve herkese inat…
Yanaklarından süzülen yaş mı? Yoksa bir haykırış mı demeliydim hayata? Senin mi o gözler? Yoksa çalınmış birkaç mavilik mi denizden? Sen misin o hayallerimdeki? Bir sürü soru değil mi ? Bir sürü beklenti cevaplar için Onca konuşma çizgisi beklide Satırlarca şiir anlamında Onca duygu beklide Beklide tek kelime Belki bir cümle,gözlerin kadar anlamlı “Seni seviyorum” demekle.
Sesim geliyor mu sana? Ellerim yetişiyor mu ellerine? Gözlerimi görebiliyor musun bu karanlıkta? Seçebiliyor musun bu teni? Ne çok soru değil mi ? Yine beklentiler çığ gibi ortada Tüm hayaller yine masada Ortada açılmış seni bekliyor tekrar kapanmak için kalbime
Sesim beklide sessizlikte boğulmuş bir çığlık misali Ellerim belki kesildi seni tutmadı diye Gözlerim belki karardı sana bakmamaktan Eğer duyamıyorsan,tutamıyorsa,göremiyorsan Üzülme! Belki ben kaybolmuşum,belki hayata yutulmuşum Bekli de karanlık bir nehre atmışım bu bedeni Sonra sürüklenmiş bir kayaya çarpmışım sertçesine Gözlerim tekrar açılmış seni aramışım Bulamayınca kara bir toprağa gömmüşüm kendimi Yılanlar dostum olmuş,seni anlatmışım onlara Çıktıklarında yeryüzüne seni aramışlar Kuşlara sormuşlar seni bulup haber getirsinler diye Bulamamışlar prenses,bulamayıp kahrolmuşlar
Sorular gömülürse toprağa Sesler duyulmaz ise derinlerden Nefesler sıklaşırsa ilk defa alıyormuş gibi Bil ki hayat yeniden başladı Ve gözlerim kaldıkları yerden devam eder Seni aramaya…
Ve hayırsız dudaklarda son buluyorsun.. Gece yarıları, seni bitiriyorlar! Ama ben inadına, Sana yeniden başlıyorum her sabah. Oysa sen sadece benim okuduğum bir şiirdin, Seni sevmiyor olabilirim, Hatta unutabilirim zamanla adını.. Ama unutmam seni.!! Sevdiğimdin! Sevgilimdin..
Bu oyunda kazanan olmadı sevgili, Kirlenen ve temiz kalan var.. Kumarda hayat galip yine!! O günlerden bize yar olan.. Atmaya kıyamadığımız resimler sadece… Şimdi ikimizin de geceleri çok farklı!! Birimiz başını yastığa koyuyor, Birimiz bir yabancının omzuna.. Ve ikimizde değişik başlıyoruz güne!! Birimiz uykusuz kalmış… Birimiz yarin koynunda..!!
Biliyorsun.. Düz Sen artık başkasının okuduğu bir şiirsin, Ve hayırsız dudaklarda son buluyorsun.. Gece yarıları, seni bitiriyorlar! Ama ben inadına, Sana yeniden başlıyorum her sabah. Oysa sen sadece benim okuduğum bir şiirdin, Seni sevmiyor olabilirim, Hatta unutabilirim zamanla adını.. Ama unutmam seni.!! Sevdiğimdin! Sevgilimdin..
Bu oyunda kazanan olmadı sevgili, Kirlenen ve temiz kalan var.. Kumarda hayat galip yine!! O günlerden bize yar olan.. Atmaya kıyamadığımız resimler sadece… Şimdi ikimizin de geceleri çok farklı!! Birimiz başını yastığa koyuyor, Birimiz bir yabancının omzuna.. Ve ikimizde değişik başlıyoruz güne!! Birimiz uykusuz kalmış… Birimiz yarin koynunda..!!
Biliyorsun.. Düzenin insanı değilim ben.. Hiçbir zaman da olmadım.. Bu dünya seni de kirletti vaktinden önce, Hikaye kötü bitti… Yazık! Düşümdeki güzeli sen sanmışım…… Birkaç parça şiir.. Güleryüzlü bir albüm, Ve mektuplar.. Böyle bir bozguna bu kadar anı yeter.. Bir tek şunu unutma! Hayatımda okuduğum en güzel şiirdin sen enin insanı değilim ben.. Hiçbir zaman da olmadım.. Bu dünya seni de kirletti vaktinden önce, Hikaye kötü bitti… Yazık! Düşümdeki güzeli sen sanmışım…… Birkaç parça şiir.. Güleryüzlü bir albüm, Ve mektuplar.. Böyle bir bozguna bu kadar anı yeter.. Bir tek şunu unutma! Hayatımda okuduğum en güzel şiirdin sen
Küçük heyecanlardır, aşkı ayakta tutan Sevda ateşidir, hep o yürekte yanan Derin hüzünlü gözlerindi, özüme akan İyi ki varsın, Ey gönül gözüyle bakan!
Gözlerin ışık oldu hep, karanlık gecelere Sevdan yol gösterdi amansız düşlere Varlığın son verdi, yalnızlık dolu üşümelere İyi ki varsın, Ey gönül gözüyle bakan!
Kışın ayazında kalbimi bahara uyandıran Umutsuz anlarımda canıma yeniden can katan Canımsın ya sen, o da olsun sana kurban İyi ki varsın, Ey gönül gözüyle bakan!
Herşeyim sensin bil, kimse yok gözümde Her an beklediğim sevda gibisin, sen yüreğimde Dayanamam inan, görürsem bir damla yaş gözünde İyi ki varsın, Ey gönül gözüyle bakan!
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen... Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli. Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı k apalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli. Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.
Azraillin her an sürpriz yapabileceğini,nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan Hayvanl arın yolda , kaldırımda , çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli. Yaratılmışların en güzeli oldu ğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde kedi,köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli. Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan..... Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın meçhuldür...
Vuslata dair imkânı olmayan sözcüklerin lehçesiyim. Mümkünatı yok eden şehirler geçiyor virgüllerimden. Noktaya varınca susmuyorum. Daha bir yazasım geliyor, nokta arasına sıkışan cümlelerimle hayattan kopmak için. Naçar kalıyorum içbükey bir harf karmaşasında. Benliğime kazıdığım üç harfin üç bininci gözyaşını döküyorum. Üç harfi bol sıfırdı rakamlarla çarpıyorum. Aşka verilecek eldelerim yok. Sınırları bana ait olmayan bir yüreğe hükümranlığım fayda etmez teselli bulmama. Bir yaşamın musallaya bakan yüzündeyim. Tüm düşlerimi beraberimde getirdim. Hiç gitmeyecekmiş gibi bir geliş ve ardından hiç gelmeyecek gidiş yapıştı yakama. İki yakamı bir araya getiremeyecek kadar mecalsizim. Gelişlerle gidişleri kör düğümleyemeyecek kadar çaresiz… Tüm yazılmışlığımı silip yüreğimden, gitmelere teşebbüs ediyorum. Ama ölümden başka yol yok. Ölüm kapımı çalıncaya dek bekleyerek tüketmeliyim ömrümü. Mecburum… Kalıyorum… Düşlerimin bataklığında hiç gelmemiş birine terki yakıştırıyorum. Korkma! Düşlerimde bile terkine terkimi gömmeyecek kadarım… Saat geceyi vuruyor beynimi kemiren sesiyle. Yeni bir saate yine hoş geldin diyorum. Yar olduğunu bilmeyen yar’dan dem vuruyorum. Oysa bilinmezliğiyle ne çok kurulmuştu düşlerime. Ne çok terk etmişti kendinden bile habersiz. Ne çok elveda sözcüğü paralamıştı yersiz… Düşlerim nerden düştüyse adı intihar olmuştu yaşamamın. Özneliğini yüklendiğim tüm yalnızlıklarımdan istifa dilekçemi sundum kendime. Ölüm fermanım sıkıştırıldı ellerime. Adına düşen katliam, adsızlığımı parçaladı en anlamlı yerinden. Bu kentten öğrendiğin bütün ihanetlerin, deneme yanılma yöntemlerinin ilk durağıydım ben. Denedin ve yanıldın sen de. Çünkü içim, satır arası ihanetinle bile gölgelemedi seni bende. Haklıydın… Bitmeyecekti… Olmayacaktı bu düşe konulmuş bir noktam. Virgüllerle dolu bir düştün, beni çok büyüttün… Ama varlığınla hayat bulan ılgımlarımı anlamadın. Bilmedin, düşler yumağımın tek öznesi olduğunu. Ne çok bilmediğin vardı. Ne çok bilinmezdin… Dilimden dökülmeyen sözcükleri suskunluk modunda dinledin ve suskunluğumu infaz edip gitmeyi tercih ettin. Sesin, gittiğinin resmi oluyordu. Gözlerime çarptığım kelimler kaldığını simgeliyordu. Gitmiş miydin? Ya da giderek kalmayı mı seçmiştin? Öyle ya gidenler daha bir kalıyordu. Gitmeyi beceremeyenler adam gibi kalıyordu, kaldığından habersiz. Sesin kelamına yabancıydı. Hangiydi yalan söyleyen? Kendimi bile anlamazken seni anlamak ağır gelirdi cüsseme. Sen en anlamdan yoksun yanıydın hilkatimin. Şimdi, sana suskun sessizliğim. Gitmekle kalmak arasında attığın adımların sonu; terkin… Ama dedim ya terkine terkimi gömmeyecek kadarım… Kılıfına bürüdüğüm cümlelerin altında eziliyor yaralarım… Mutluluğu yansıtmak için ayırdığım tuvalime hüzünler sıçrıyor. İstinassız nefesler barındırıyorum yaşam sığınağında. Yaşadıklarım dünya sahnemde sergilediğim MELEDROMUM
Ağladığında bilemedim Dudaklarında yanardağ beslediğini Gülümsediğinde bilemedim Güneşte yavaş yavaş eridiğini
Yetişemedim son nefesine Avuçlarında kurumuş gülün Sensiz tüm yollar yalnızlığa sürgün Duyamadım küflü çığlıklarını Silemedim bana akan gözyaşlarını
Simdi sensiz sorgulardayım Artık hangi deniz temizler pişmanlığımı? Hangi ilaç dindirir sensiz acılarımı? Hangi güneş kurutur sana akan gözyaşlarımı? Hangi liman durultur içimdeki fırtınaları? Biliyorum bu soruların cevapları yok Kırık tekneme baharları yükleyip Geliyorum sana
Ağladığında bilemedim Ateşlere delice yürüdüğünü Gülümsediğinde bilemedim Yavaş yavaş karakışlara büründüğünü Bilemedim... İsmail SARIGENE
Yaziyorum Hayallerimi Sezgilerimi Hislerimi yaziyorum... Yalan mi? Yanlis mi ? Yoksa... Ayip mi? Öylesine Yaziyorum iste...
Geçmisimin sarkisini mirildanmakta dudaklarim. Soguk, tekdüze ve yalniz bir nisan aksaminda toprak ve otun yagmursu kokusunun karistigi havayla doldurmaktayim içimi. “Toprak ne güzel kokuyor,” dedim kendi kendime, sonra baska bir söz, davetsizce geldi aklima, “topragi ölülere vereceksin.” Söyleyeni bilmiyorum, ama aklimda kaldigina göre ilk duydugumda hosuma giden bir söz olsa gerek. Belki de, o günkü ruh halimdir bu sözü aklima kaziyan. Veya her seyin anlamini kaybettigi, yasamin pili bitmis bir saat gibi bir ileri bir geri yaptigi, çalisiyor görünüp de akrebin hiç oynamadigi anlardan ‘bir an’ olsa gerekti. Çok bilindik bir atasözü gibi aklimda kalmasi ürküttü beni. Simdi düsünüyorum da, kesinlikle yanlis bir söz, hiçbir dogrulugu olmayan, bastan sona yanlis ve saçma... Kiziyorum beni kendi üzerinde bu kadar düsündüren bu söze. Ayagimda düz taban keten ayakkabi, üzerimde keten pantolon, savruk savruk yürüyordum baharin körpe yesilliginden, sevinç çigligi atan kuslarindan bile habersiz, sessizce. Içimdeki bütün sarkilar susmus; dudaklarim kurumus susuzluktan, sade Afrika menekseleri gibiydim. Karanlik iyice bastirmis; yapayalniz yürüyordum bu beton kentin arka sokaklarindaki yamali asfalt yollarinda. Yürüyordum, kalabalik ve yapayalniz. O kadar hafiftim ki, uçuyordum sanki. Gözlük camlarim bugulu bugulu... Geceleri uykum kaçiyordu. Birbirine dolanan, iplik yumagi olmus sorunlarin karsisinda çok bilinmeyenli bir denklem çözmeye çalisan bir ilkokul ögrencisi gibi saskin, çaresiz ve sikintiliydim. Uykular, odamin duvarlarina gizlenip benden kaçiyordu. Bir kader merhabasiyla uyaniyordum, sersem gecelerin sabahina. Kapkara dünyama küçük de olsa yaktigin isik, beni ölüme iki kala uyandirmayi basarmisti. Neydi sahi? Yüzüme firlatilmis bir bardak soguk suyla yaz sicaginda kendime gelmenin rehavetini üzerimde tasiyordum. Korkak, ürkek ama safça. Bir kadinin yapmasi gerekenler arasinda kendimi kaybederek bir basimaligimi yasiyordum. O kadar yol vardi, önü açik, engelsiz... Ama ben ne kadar kapatmistim önümü acimasizca kendime? Oysa, merhamet yüklü, sürekli vicdani sizlayan ben, kendime neden o kadar acimasiz davranmistim? Anlamis degilim hala. Güven duygusunu yitirmistim sosyal sinirlar içinde. Yapayalnizligima saskin, bakakalmistim
Bir yalandır yaşanan; Ne sen terke edip gittin, ne ben seni kendim gibi sevdim. Yalandır hepsi ... Yaşadıklarımız, güldüklerimiz, sevdamız, öfkemiz... yalandır her şey Zamansız bir rüyaydı hepsi bu. İlk önce ben uyandım, ama kıyamadım seni uyandırmaya, öyle inanmıştın ki bu rüyaya uyandıramadım yıkarak hayallerini... Yıllarca bir gün biteceğini bildiğim ama seni tek başına bırakmak istemediğim o rüyaya inandım durdum bende. Ve sonu geldi işte Gerçekler buz gibidir yar İnsanı en derin uykulardan bile uyandırır. Tıpkı senin uyandığın gibi, tıpkı benim uyandığım gibi... Aşk yaşandıkça çoğalır, ancak biter bir yerde bir gün. Çünkü aşka sadece kendisi yetmez. Aşkı yalnız bırakmak tüketir onu. Aşk vazgeçmezlerinden caymaktır. Eğer geriye dönüp bakarsan hele ki pişman olursan, aşk anlamını yitirir, aşk gücenir yar... İşte bu rüya bu yüzden kabusa döndü. Bizim aşkımız bize değil, kendisine bile yetmedi. Biz aşkımızı değil, bizi yalnız bıraktık aslında. Ve ilk ben uyandım, sonrada sen.. Şimdi yeni rüyalar bekliyor seni, dilerim kabus olmasın o inandığın uykular. Yolun açık olsun yar..
Aşıkların el ele kol kola gezmelerine,
Bakma sevda şarkılarının sahte sözlerine,
Bir nisan yağmurudur aşk gelip geçen hüzünle.
Bakma sevgilinin yatmaları hoş dizlerine,
Çoğu ki yalan yazmasa da pişkin yüzlerine,
Bakma ayrılanın matem dolan kem gözlerine,
Bir günün ömrüdür aşk yarında mutlak biriyle.
Bakma sözlerinin her biriyse dolu yeminle,
Madem ki en has sevdaların sonu var günüyle,
Bakma şairlerin mısraları yalan özüyle,
Bir noktanın aslıdır aşk her cümlesi hazinle.
Bakma sevdalar galeyan gökkuşağı renginde,
Ne varsa yalan hep hangi sevda aynı, dünüyle,
Bakma alımlı aşkı mümbit yalan yok sözümde,
Bir soluktur aşk bir alımlık süren yok ömürle.
Bakma, damarında kanın fışkırması deminde,
Layığı yok aşkın, bir çoğun astarı teninde,
Bakma, Mecnuna, Ferhat’a, has aşk onlar gibinde,
Bir çöl sıcağıdır aşk, her sevenin sırf gönlünde.
Bakma ala ceylan gibi gözlerimin içine,
Yalanım yok sevende bakın dur gözler üstüne,
Bakma yalnız dönek dünya başka yok yeryüzünde,
Bir döngüdür aşk kimde değil her nerde gördümse